| ||
| | #1 |
| MEL GİBSON ![]() Gerçek Adı: Mel Columcille Gerard Gibson Doğum Tarihi:3 Ocak 1956 Doğum Yeri: Peekskill, NY Eğitimi: National Institute of Dramatic Arts, Sydney, Australia, New South Wales Universitesi'ne de devam etti. Aldığı Ödüllerden Seçmeler: -En İyi Yönetmen (Braveheart) 1996 "Akademi Ödülleri" -En İyi Film (Braveheart) 1996 "Akademi Ödülleri" -En İyi Erkek Oyuncu (Tim) 1979 "Avustralya Film Enstitüsü" -En İyi Erkek Oyuncu (Gallipoli) 1981 "Avustralya Film Enstitüsü" -En İyi Yönetmen (Braveheart) 1996 "Altın Küre" - Üç kez People dergisi tarafından dünyanın En Yakışıklı ve Güzel 50 kişisi listesine girdi. - Babası Jeopardy yarışma programında ödül kazandıktan sonra ailesini Avustralya'ya taşıdı. - Babası eşinin ülkesi olan Avustralya'ya taşınmaya karar verdi çünkü oğullarının Vietnam'a gitmek üzere askere alınmasından korkuyordu - Kolejde Geofrey Rush ile oda arkadaşı idi. | |
| KENDİM İÇİN EN İYİ OLANI YAPTIM HERŞEYİ OLDUĞU YERDE BIRAKTIM. | |
| | |
| | #2 |
| Quentin Tarantino ![]() Filmografi Yönetmen * Kill Bill � 2003 * Jackie Brown � 1997 * Four Rooms � 1995 * Pulp Fiction � 1994 * Reservoir Dogs � 1992 Oyuncu * Little Nicky � 2001 * Full Tilt Boogie � 1998 * Jackie Brown � 1997 * Somebody To Love � 1996 * Girl 6 � 1996 * From Dusk Till Dawn � 1996 * Four Rooms � 1995 * Destiny Turns On the Radio � 1995 * Desperado � 1995 * Crimson Tide � 1995 * Pulp Fiction � 1994 * Natural Born Killers � 1994 * Sleep With Me � 1994 * True Romance � 1993 * Past Midnight � 1992 * Reservoir Dogs � 1992 * King Lear � 1987 Doğum: 27 Mart 1963, Knoxville Tennessee. Takma Adı: QT İlişkiler: 1996-98 arasında aktris Mira Sorvino ile beraberdi, ayrıldılar. Eğitim: 16 yaşında okulu bıraktı. Sinema eğitimini Arizona Scottsdale'deki Carson Twin Sineması'nda ve Manhattan'daki video arşivinde aldı. İlk filmi: 1992'de Reservoir Dogs'u yazdı ve yönetti. Film, Sundance Film Festivali'nde gösterildiği anda Tarantino İngiltere'de ve kült film camiasında bir efsane oldu. Filmlerinin Ortak Özellikleri: Filmlerinde genellikle Harvey Keitel ve Tim Roth'a rol veriyor. Pulp Fiction, Reservoir Dogs, Jackie Brown ve True Romance'de hep bir çanta vardı ve önemli rol oynuyordu. Genellikle kült filmlere televizyona göndermeler yapıyor. Filmlerinin sonunda ana karakter genellikle ölüyor. "Vincent" ve "Marvin" isimlerini filmlerinde çok sık kullanıyor. Ve her filminde kendisi de rol alıyor. Müzik: 1997'de Lawrence Bender'la birlikte "A Band Apart Records" adlı plak şirketini kurdu. Şirket soundtrack'ler üzerinde yoğunlaşacak ve albümler Madonna'nın kurduğu Maverick Records tarafından dağıtılacaktı. Ödül: 1994'de Pulp Fiction'la en iyi film dalında MTV Film Ödülü'nü aldı. Törende yaptığı teşekkür konuşmasında, "Bütün bir yıl ödül törenlerine katılırsınız ve Forrest Gump'a yenilir durursunuz. Bu gerçekten sinir bozucudur. Ne Yapacaksınız? Siz de MTV ödül törenine gidersiniz" diyerek eli boş döndüğü Oscar ödül törenine gönderme yaptı. Biliyor musunuz?: Tarantino, TV Show'larıyla ilgili eski sahne oyunlarını biriktiriyor. Bunu biliyor musunuz?: Bugüne kadarki tüm filmlerinin orjinal senaryolarında Scagnetti adında bir dedektiften en az bir kez bahsediliyordu. Ama çoğu zaman bu sahneler filmin son versiyonunda yer almadı. Söz: "Bir kızdan ciddi anlamda hoşlanmaya başladığımda, ona Rio Bravo'yu izlettiriyorum. Ve içimden 'Beğensen iyi olur bebek!' diyorum." | |
| KENDİM İÇİN EN İYİ OLANI YAPTIM HERŞEYİ OLDUĞU YERDE BIRAKTIM. | |
| | |
| | #3 |
| Jessica Biel ![]() Gerçek Adı: Jessica Claire Biel Doğum Yeri: Ely, Minnesota, ABD Doğum Tarihi: 03.03.1982 Boy : 1.73 m Takma Adı : Jessie Onu Ünlü Yapan Ne? 7th Heaven (1996-2002) dizisindeki Mary Camden rolüyle tanındı. Birliktelikleri: Sevgilisi: Adam LaVorgna, aktör Ailesi: Babası: John Biel Annesi: Kim Biel Kardeşi: Justin Biel Eğitim: - Tufts Üniversitesi, Medford, Massachusetts, 2000'de ayrıldı Alman, Fransız, İngiliz ve yerli Amerikalı karışımı Amatör fotoğrafçı O bir vejetaryan 7th Heaven" dizisinde Beverley Mitchell'den 14 ay küçük olmasına karşın onun ablası rölündeydi. Amerikan Güzeli filmindeki "Jane Burnham" rolünü Thora Birch'e kaptırmıştı Filmleri: The Illusionist (2006) Elizabethtown (2005) Stealth (2005) London (2005) Blade: Trinity (2004) Cellular (2004) It's a Digital World (2004) Texas Chainsaw Massacre, The (2003) Rules of Attraction, The (2002) Summer Catch (2001) I'll Be Home for Christmas (1998) Ulee's Gold (1997) 7th Heaven-1996-2002 | |
| KENDİM İÇİN EN İYİ OLANI YAPTIM HERŞEYİ OLDUĞU YERDE BIRAKTIM. | |
| | |
| | #4 |
| Orlando Bloom ![]() Arkadaşlarının “Orli” ya da “Ob” diye çağırdığı sempatik aktör Orlando Bloom 13 Ocak 1977 tarihinde yazar bir anne ve professor bir babanın oğlu olarak İngiltere, Canterbury’de dünyaya gelir. Orlando’yu ve ablası Samantha’yı küçük yaşta sanata yönlendiren kişi annesidir. Daha küçük yaşlarda oyunculuğa merak salan yakışıklı aktör katıldığı sanat festivallerinden ilham alarak sanat yaşamına şiir yazarak başlar. Babasını dört yaşındayken kaybeden Orlando ve Samantha annelerinin kanatları altında hayata atılır. 1993’te 16 yaşındayken Londra’ya taşınan yakışıklı oyuncu “Casualty” gibi TV dizilerinde rol almaya başlar. 1997 yılında “Wild” filmiyle beyaz perdeye merhaba diyen sanatçı üç yıl boyunca Guidhall School of Music and Drama’da eğitim görür. “12.Gece” ve “Troya Kadınları” gibi önemli oyunlarda rol alan genç aktör okul yıllarında bir arkadaşının evinin terasına çıkmaya çalışırken düşer ve sırtını incitir. Felç olmanın eşiğine gelen sanatçı azmi sayesinde hastaneyi koltuk değnekleriyle terk eder. Bu olaydan kısa bir süre sonra “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesinin oyuncu kadrosunun seçimlerinin olduğu tüm sinema çevrelerine duyurulur. 1999 yılında Bloom ikinci film olan “İki Kule”deki “Faramir” karakterini canlandırmak için seçmelere katılsa da üçlemenin ünlü yönetmeni Peter Jackson yakışıklı aktörü üç bölümde de önemli bir yere sahip olan Elf okçusu Legolas karakerini canlandırması için ikna etmeyi başarır. “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesiyle beyazperdede tam manasıyla ilk kez oyunculuk yeteneğini kanıtlayan Bloom Hollywood’un gelecek vaat eden oyuncularından biri olduğunu kanıtlar. "Galdyatör"ün ünlü yönetmeni Ridley Scott'un kamera arkasına geçtiği "Cennet'in Krallığı"nda (Kingdom of Heaven) bir Fransız demircisiyken şovalye olan ve gönüllere bir kez daha taht kuran Bloom, daha sonra "Elizabethtown"da bir ayakkabı tasarımcısı olarak karşımıza çıktı. "Karayip Korsanları: Siyah İncinin Laneti"yle 2003 yılında romantik korsan Will Turner olarak yer alan Bloom, ardından "Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı" ve Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu'nda yer alarak seriyi üçledi. * Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu · Pirates of the Caribbean: At Worlds End (2007) Will Turner * Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı · Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest (2006) Will Turner * Cennet'in Krallığı · Kingdom of Heaven (2005) İbelin'li Balian * Elizabethtown (2005) Drew Baylor * Truva · Troy (2004) Paris * Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti · Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl (2003) Will Turner * Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü · The Lord of the Rings: The Return of the King (2003) Legolas | |
| KENDİM İÇİN EN İYİ OLANI YAPTIM HERŞEYİ OLDUĞU YERDE BIRAKTIM. | |
| | |
| | #5 |
| Uma Thurman ![]() Uma Karuna Thurman, 1970 doğumlu Amerikalı oyuncu. Thurman’ın dünyada üne kavuşmasını sağlayan film, Quentin Tarantino’nun yönettiği Pulp Fiction (1994) oldu. Oyuncu, romantik komediden aksiyona kadar çok çeşitli türlerdeki filmlerin başrol oyunculuğunu üstlendi. Bir Oskar adaylığı bulunuyor. Uma Thurman, 29 Nisan 1970’te Boston, Amerika’da doğdu. Annesi Nena von Schlebrügge İsveçli bir model, babası Robert Thurman bir akademisyendi. İkili 1967’de evlenmişti. Robert Thurman, Budizm üzerine eğitim veriyordu ve çocuklarını da Budizm geleneklerine göre yetiştirmişti. Uma Thurman’ın Ganden, Dechen ve Mipam adında 3 erkek kardeşi, babasının önceki evliliğinden de Taya adında bir üvey kız kardeşi vardı. Thurman ve kardeşleri çocukluklarının bir bölümünü Hindistan’da geçirdi. Robert Thurman’ın işi yüzünden sürekli taşınmak zorunda kalan aile, Uma Thurman’ı Massachusetts ve New York’ta büyüttü. Thurman çocukluk yıllarında arkadaşları tarafından alay edilen biri oldu. Arkadaşları onun ilginç adıyla, yüz yapısıyla ve büyük ayaklarıyla dalga geçiyorlardı. 10 yaşındayken annesi Thurman’ın burnundan estetik ameliyat olmasını istedi. Bu olay oyuncuyu uzun yıllar rahatsız etti, kendisini beğenmemeye başladı. Thurman, ilk oyunculuk deneyimini Northfield Mount Hermon Lisesi’nde tattı. Notları iyi değildi, atletik de değildi ancak sahnede harikalar yaratıyordu. “The Crucible” oyunundaki rolü sayesinde yetenek avcıları tarafından keşfedildi ve profesiyonel anlamda oyuncu olmaya karar verdi. 15 yaşında yatılı okuduğu okulu bıraktı ve oyuncu olabilmek için New York’a taşındı. Geçinebilmek için bulaşık yıkıyordu. Thurman, 16 yaşında modellik yapmaya başladı. Elite ajansıyla bir kontrat imzaladı ve kısa sürede dikkat çekerek Glamour Magazine, Vogue, Rolling Stone gibi birçok dergiye kapak oldu. Thurman ilk sinema deneyimini 1988 yılında yaşadı. Tam dört filmde rol aldı. Bu filmler “Johnny Be Good”, “Kiss Daddy Goodnight”, “The Adventures of Baron Munchausen” ve “Dangerous Liaisons” idi. İlk üç film gişede başarılı olamadı. Ancak “Dangerous Liaisons” Glenn Close ve Michelle Pfeiffer’a Oskar adaylığı getirmişti ve Uma Thurman’ın yapımcıların dikkatini çekmesini sağlayan film oldu. Film vizyona girdikten sonra Thurman medyanın ilgi odağı oldu, hatta rol arkadaşı John Malkovich bir ropörtajında onun çok yetenekli ve zeki olduğunu söyledi. 1990’da, Thurman henüz 19 yaşındayken Fred Ward’la “Henry & June” adlı filmde oynadı. Film, içerdiği seks sahneleri yüzünden geniş bir kitleye ulaşmadı ancak oyuncu medyanın daha da ilgisini çekmişti. Oyuncunun başrol oynadığı ilk film 1993 yapımı “Even Cowgirls Get the Blues” oldu. Film, Gus Van Sant tarafından yönetilmişti ancak finansal açıdan pek başarılı olamadı. Ayrıca Thurman oyunculuğu hakkında olumsuz eleştiriler aldı. Bu sırada Robert DeNiro’yla oynadığı “Mad Dog and Glory” filmi de başarılı olmadı. Bu filmin başarısızlığının ardından Thurman, Quentin Tarantino’nun “Pulp Fiction” filminin seçmelerine katıldı. Tarantino, “Mad Dog and Glory”deki oyunculuğunu gördükten sonra Thurman’ı seçmeyi hiç düşünmemişti ancak seçmelerden sonra yemeğe gittiler, ve Tarantino filmdeki Mia karakteri için Thurman’dan daha iyi bir seçeneğin bulunmadığını anladı. Pulp Fiction, gelmiş geçmiş en başarılı filmlerden biri oldu, bir kült haline geldi. Aynı yıl Thurman “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” dalında Oskar’a aday oldu. Bu deneyimden sonra Thurman, Tarantino’nun favori oyuncusu oldu. Oyuncu, Pulp Fiction’dan sonra “The Truth About Cats and Dogs” (1996), “Batman & Robin” (1997), “Gattaca” (1998), “The Avengers” (1998) ve “Les Miserables” (1998) filmlerinde oynadı. 1997 ve 1998, Thurman’ın kariyerindeki en başarısız dönemlerden biriydi çünkü bu filmlerin hiçbiri gişede başarılı olamamıştı, oyuncu sürekli olumsuz eleştiriler alıyordu, hatta “En Kötü Oyuncu” ödülleri ona veriliyordu. 1998 yılındaki bu kötü gidişatın ve hamileliğinin ardından Thurman film çekimlerine bir süre ara verdi. Daha sonra düşük bitçeli filmlerde ve “Sweet and Lowdown”, “Tape”, “Vatel”, “Hysterical Blindness” gibi televizyon filmlerinde rol aldı. Oyuncu “Hysterical Blindness" filminin prodüktörlüğünü de üstlenmişti ve bu filmdeki rolüyle Altın Küre Ödülü’nün sahibi oldu. 5 yıl süren uzun bir aradan sonra önemli yapımlara geri dönüş yapmak isteyen Thurman, 2003’te “Paycheck” filminde rol aldı. Hemen ardından kariyerinin en önemli filmlerinden biri olan, Tarantino yönetimindeki “Kill Bill” serisi geldi. Tarantino bu filmin senaryosunu Thurman’dan ilham alarak yazdığını söylemişti. Kill Bill’in çekimleri Thurman’ın hamileliği yüzünden birkaç ay gecikti. Ayrıca Thurman, bu film için dövüş sanatları ve Japonca dersleri aldı. Fildeki “gelin” rolü oyuncuya Altın Küre adaylığı, MTV “En İyi Kadın Oyuncu” ve “En İyi Dövüş Sahnesi” ödüllerini getirdi. 2005 yılına gelindiğinde Thurman Hollywood’un en çok kazanan aktrislerinden biri olmuştu. Film başına yaklaşık 12.5 milyon dolar kazanıyordu. 2005 yılında rol aldığı filmler “Be Cool”, “Prime” ve “The Producers”"tı. Aynı yıl Thurman Lancome kozmetik firmasının yeni yüzü oldu. Ayrıca Louis Vuitton’la da çalıştı. 2006 yılında en son filmi “My Super Ex-Girlfriend” vizyona girdi. Thurman, 1980lerin sonunda yönetmen Phil Joanou’yla bir ilişki yaşadı. Bu sırada bir set ziyareti sırasında İngiliz aktör Gary Oldman’la tanışan Thurman, Joanou’dan ayrıldı. Thurman ve Oldman 1990’da evlendi ancak evlilikleri 2 yıl sürdü. 1 Mayıs 1998’de, “Gattaca” filminin setinde tanıştığı aktör Ethan Hawke’la evlendi. Çiftin 1998’de Maya Ray adında bir kızları ve 2002’de Levon Roan adında bir oğulları oldu. Hatta Hawke, yazdığı kitabı Thurman’a ithaf etti. Hawke ve Thurman 2004 yılında resmen boşandı. Hawke, Thurman’ın kendisini Tarantino’yla aldattığını düşünmüştü ve Kanadalı model Jen Perzow’la birlikte olmaya başlamıştı. Thurman, evliliklerinin sonuna doğru bir tür aldatma yaşandığını söylemiş ancak isim vermemişti. 2004’te otel sahibi Andre Balazs’la birlikte olmaya başladı ancak çift 2006’da ayrıldı. 1997’de Empire Dergisi’nin “Tüm Zamanların En İyi 100 Film Yıldızı” listesinde 99. sıradaydı. Yine aynı dergi tarafından hazırlanan “Sinema Tarihinin En Seksi 100 Yıldızı” listesinin de 20.sırasındaydı. Thurman, politik ve sosyal açıdan çok aktif biri. Silahsızlanma kampanyalarına aktif şekilde katılıyor, kürtajın yasallaştırılmasının ve kadın haklarının savunucusu. Thurman Mayıs 2006’da bir Frank Schätzing romanı uyarlaması olan “The Swarm” filminin yayın haklarını satın aldı. Filmin 2008’de vizyona girmesi bekleniyor. 1.83 metre boyundaki oyuncu şu anda Hyde Park, New York’ta yaşıyor. İsmi “Uma”, Hindistan mitolojisinde ışık ve güzellik tanrıçası anlamına geliyor. | |
| KENDİM İÇİN EN İYİ OLANI YAPTIM HERŞEYİ OLDUĞU YERDE BIRAKTIM. | |
| | |
| | #6 |
| Adriana Lima ![]() Adriana Lima, 1982 doğumlu Brezilya’lı süper model. Mavi-gri, zaman zaman yeşil görünen gözleri, siyah saçları ve düzgün vücuduyla dünyanın en seksi kadınları arasında gösterilen Lima, en çok Victoria’s Secret’la olan çalışmalarıyla tanınıyor. Adriana Francesca Lima, 12 haziran 1981’de Brezilya’da Salvador, Bahia’da düşük gelirli ve dindar bir ailede dünyaya geldi. 13 yaşında, yerel bir mağazada alışveriş yaparken keşfedilen Amerikan yerlisi, Afrika, Brezilya ve İsviçre kökenli Lima, 15 yaşındayken Ford Supermodel of Brazil Model Search yarışmasında 1. seçildi. 1996’da yapılan Ford Supermodel of the World Contest’de ise 2. oldu. Kısa bir süre sonra Ford Modellik Ajansı sayesinde New York’a taşınan Lima, Elite Model Management ile anlaştı. 1997-1998 yılları arasında daha kariyerinin başlarındayken Vogue ve Marie Claire gibi dergiler için moda çekimleri gerçekleştiren 1,78 m. boyundaki Lima, Christian Lacroix, Valentino gibi ünlü markaların defilelerine çıktı. Ama Lima’nın asıl büyük çıkışı Dominik’li sevgilisi Alberto ile birlikte çalıştıkları ve Times Square’deki reklam tablosuna asılan Vassarette billboard reklamıyla gerçekleşti. 2000’de Guess?’in Costanoa Kampanyasında Claudia Schiffer, Laetitia Casta ve Eva Herzigova gibi çok ünlü süper modellerle birlikte yer aldı ve ardından Maybelline, Bebe, Mossimo ve BCBG’nin reklam yıldızı oldu. Harper’s Bazaar, Elle gibi önemli dergilere kapak olmaya başlayan Lima, 1998’de Victoria’s Secret defilesinde yer alarak iyice tanınır hale gelmeyi başardı. Heidi Klum ve Gisele Bündchen’le birlikte melek kanatları taktıkarak sergiledikleri iç çamaşırı defilesinin ardından, 2003’deki Victoria’s Secret defilesinin de açılış mankeni oldu. 2001’de Adriana Lima 8:47 dakkalık BMW kısa filminde Mickey Rourke, Clive Owen ve Forest Whitaker’la birlikte oynadı. Ünlü bir adamın (Rourke) karısını (Lima) kıskanarak onu takip ettirmek için bir dedektif (Owen) tutmasıyla başlayan filmi Wong Kar-Wai yönetti. 2005’de sınırlı sayıda üretilen Pirelli takviminde yer alan Lima, aynı yıl AskMen.com'un 'Top 99 Women' listesinde 1. sırada yer alırken, 2006’da 4. oldu. Yine 2006’da Forbes.com’un 'En Çok Kazanan Ünlüler' (Highest Paid Celebrities) listesinde 97. sırada ve En Güçlü 100 İnsan (100 Most Powerful People) listesinde 99. sırada yer aldı. Geçmişte birçok ünlüyle birliktelikler yaşayan Lima, bir dönem Lenny Krawitz’le nişanlı kaldı fakat bu ilişki, 2003’de sona erdi. GQ dergisinin nisan 2006 sayısında Katolik inançları nedeniyle hala bakire olduğunu açıklayan Lima şöyle konuşmuştu: Seks evlendikten sonra olmalı. Seçimim bu olduğu için de erkekler saygı duymalı. Eğer saygı yoksa bunun anlamı beni istemedikleridir. Adriana yaptığı iş hakkında ise şöyle düşünüyor: Modellik zor bir iş, çalışma arkadaşlarınız sizin rakipleriniz ve bu da diğer kızlara olan bakış açınızı oldukça etkiliyor. Moda iyi enerjiyle ilgili. Duygularla ilgili. İnsanlara vermem gereken de bunlar, iyi enerji ve iyi duygular. Yakın arkadaşları tarafında ‘Leah’ diye çağrılan, lakabıysa ‘LimaBean’ olan, kitap okumayı çok seven ve favori yazarı Gabriel Garcia Marquez olan Lima, oyunculuk ve fotoğrafçılıkta kendini geliştirmek istiyor. Lima doğduğu yer Salvador, Bahia’daki ‘Caminhos da Luz’ (Ways of Light) öksüzler yurdunda yaşayan yoksul çocukların bakımlarına ve binanın tamir masraflarına yardım ediyor. Portekizce, İspanyolca ve İngilizce konuşabilen Lima şuanda DNA Models Ajansıyla çalışıyor ve Meksika’da bir barı var. | |
| KENDİM İÇİN EN İYİ OLANI YAPTIM HERŞEYİ OLDUĞU YERDE BIRAKTIM. | |
| | |
| | #7 |
| Jessica Alba ![]() Jessica Alba, 1981 doğumlu Amerika’lı dizi ve sinema oyuncusu. Dünyanın en seksi kadınları arasında gösterilen Alba, Dark Angel, Sin City ve Fantastic Four adlı yapımlardaki rolleriyle tanınıyor. Jessica Marie Alba, 28 nisan 1915’de Kaliforniya’nın Pomona kentinde dünyaya geldi. Babası Meksika asıllı asker Mark Alba, annesi ise Danimarka ve Fransız Kanadası asıllı, cankurtaranlık yapan Cathy Jensen olan Alba, 16 yaşına kadar kardeşi Joshua, büyük babası ve büyük annesiyle birlikte büyüdü. Babasının görevi nedeniyle Bilaxi’ye (Missisippi) ve sonra da Del Rio’ya (Texas) gittikten sonra, yine Kaliforniya’ya yerleştiler. Spor fanatiği olarak yetişen Alba, çocukluğunda birçok fiziksel rahatsızlık da geçirdi. İki kez akciğerleri iflas etti, bir yıl içinde 4-5 kere zatürre geçirdi, apandisti patladı ve bademciklerinde kist oluştu. Zamanının çoğunu hastanelerde geçiren ve bu yüzden okula düzenli olarak devam edemeyen Alba, yeterince arkadaş edinemedi fakat Kaliforniya’ya yeniden yerleşmelerinin ardından iyileşti. 5 yaşından itibaren oyunculuğa ilgi duymaya başlayan Alba, 12 yaşındayken oyunculuk eğitimi almaya başladı ve 9 ay sonra da bir oyunculuk ajansıyla anlaşma imzaladı. İlk denemesi, 1994’de Camp Nowhere filminde oynadığı Gail rolü ile olan Jessica, sadece iki haftalığına anlaşmış olmasına rağmen, saçları onunkine benzeyen başka bir oyuncunun ayrılması üzerine o rol için 2 aylık anlaşma imzaladı. Aynı yıl, Nintendo ve J.C. Penney reklamlarında oynamasının ardından birkaç bağımsız yapımda göründü ve yine 1994’de Nickelodeon çocuk kanalının komedi dizisi ‘The Secret World of Alex’de 3 bölümde rol aldı. Avustralya’da çekilen Flipper adlı dizinin ilk sezonunda Maya rolünü oynayan Alba, annesinin iyi yüzücü ve sertifikalı bir skuba dalgıcı olması sayesinde bu rolde hiç zorluk çekmedi. 1996’da Venus Rising adlı filmde ‘Young Eve’ rolünü canlandırdı. 1998’de Brooklyn South (bir bölümde, Melissa Hauer rolünde), Evimiz Hollywood’da (Beverly Hills 90210 -iki bölümde, Leanne rolünde) ve Aşk Gemisi (The Love Boat: The Next Wave – bir bölümde, Layla rolünde) adlı dizilerde de rol aldı. Liseden mezun olduktan sonra, Pulitzer Ödüllü oyun yazarı ve yönetmen David Mamet ve William H. Macy’nin kurduğu, Atlantic Theater Company’de Macy ve eşi Felicity Huffman’dan oyunculuk dersleri almaya başladı. 1999’da Drew Barrymore’un başrolünde olduğu romantik komedi Never Been Kissed ve korku-komedi filmi Idle Hands’de oynadıktan sonra, Hollywood’da da tanınmaya başlayan Jessica Alba, 2000’de yönetmen James Cameron tarafından 1200 aday içerisinden seçilerek, bilim-kurgu dizisi Dark Angel’da (Kara Melek) başrol oynamaya başladı. Genetik olarak geliştirilmiş, süper asker Max Guevara / X5-452’yı canlandırdığı dizi, iki sezon devam ettikten sonra yayından kaldırıldı. Jessica Alba, bu dizideki rolüyle 2000’de En İyi Kadın Televizyon Oyuncusu dalında (Best Actress on Television) Saturn Award’ı, 2001’de ise Yılın Çıkış Yapan Yıldızı dalında (Breakout Star of the Year) TV Guide Awards’ı ve Teen Choice Awards’ı kazandı. 2003’de Honey adlı filmde dansçı ve kareograf Honey Daniels’ı canlandırdı ve The Sleeping Dictionary’de Selima rolündeydi. 2005’de Bruce Willis, Benicio Del Toro, Elijah Wood, Brittany Murphy’nin başrollerinde olduğu ve egzotik bir dansçıyı canlandırdığı Sin City’den sonra aynı yıl Fantastic Four’da görünmez kadın Sue Storm’u ve Paul Walker ile başrollerini paylaştıkları Into the Blue adlı filmde Sam karakterini canlandırdı. Boynunun arkasında, üzerinde dişi bir kuş olan papatya ve dirseğinde lotus çiçeği ‘padma’ anlamında Sanskrit sembollerinden bir dövmesi olan Alba, 3 köpeği, 2 pug cinsi küçük köpeği ve Bowie adında bir pitbulu var. Tıpkı David Bowie gibi gözleri 2 farklı renkte olduğu için köpeğine bu ismi veren Alba, 2006’da Maxim Dergisi tarafından yapılan Yaşayan En Güzel 100 Kadın listesinde ilk sıralarda yer aldı. Playboy Dergisi’nin mart 2006 sayısında, kendisinden izin almadan onu kapak yapması ve 25 En Seksi Kadın Listesi’nde yer vermesi nedeniyle dergiye dava açtı. Playboy’un sahibi Hugh Hefner’in özel olarak kendisinden özür dilemesi ve Alba’nın desteklediği 2 yardım kuruluşuna bağışlarda bulunmasıyla bu davadan vazgeçti. Alba, Dark Angel dizisindeki rol arkadaşı Michael Weatherly ile mayıs 2001’de nişanlandı, fakat çift 2003’de ayrıldı. Ocak 2005’de, oynadığı Fantastic Four filminde yönetmen asistanlığı yapan Cash Warren’la görüşmeye başlayan Alba’nın, Fantastic Four, Sin City ve Saw’ın devam filmlerinde oynayacağı açıklandı. | |
| KENDİM İÇİN EN İYİ OLANI YAPTIM HERŞEYİ OLDUĞU YERDE BIRAKTIM. | |
| | |
| | #8 |
| BRUCE WİLLiS ![]() Walter Bruce Willis, 1955 doğumlu Amerikalı sinema oyuncusu. Gerek 1988 yapımı Die Hard (Zor Ölüm) adlı filmde canlandırdığı John McClane karakteriyle, gerekse unutulmaz televizyon dizisi Moonlighting’deki (Mavi Ay) performansıyla, Hollywood’un en önemli aktörlerinden biri olan Willis, ünlü aktris Demi Moore’la 11 yıl süren evliliği boyunca da hep gündemde kalmayı başardı. Bruce Willis, 19 Mart 1955’te Batı Almanya’nın Idar-Oberstein bölgesinde, ordu mensubu Amerikalı kaynakçı ve mekaniker David Willis ile Alman Marlene Willis’in dört çocuklarının ilki olarak dünyaya geldi. Kardeşlerinin isimleri Flo, Robert ve David’di. 1957 yılında Willis ailesi Amerika’ya dönerek, ünlü aktörün büyüdüğü yer olan, Penns Grove, New Jersey’e yerleşti. Bruce Willis, okul hayatı boyunca çok aktifti. Öğrenci konseyinin başkanlığının yanı sıra bazı oyun kulüplerinde de çeşitli görevler üstlenen Willis, liseden mezun olduktan sonra üniversiteye gitmek yerine Deepwater’daki DuPont Chambers Works adlı fabrikada çalışmaya başladı. Fabrikadaki iş arkadaşlarından birinin çalışırken hayatını kaybetmesi üzerine, geri kalan yaşamını mavi gömlekli bir işçi olarak geçirmemeye karar veren Willis, blues müziğe duyduğu ilgiyle bir R&B grubunda bir süreliğine armonika çaldı ve bazı barlarda güvenlik görevlisi olarak çalıştı. Bruce Willis, oyunculuğa olan merakıyla Montclair State University’de oyunculuk dersleri almaya başladı ve okulda çekilen Cat on a Hot Tin Roof adlı filmde rol aldı. Daha kazançlı rollerde oynamak için okulu bırakarak New York’a yerleşti ve New York’lu ünlü oyuncuların mekanı olarak bilinen Cafe Central’da yarım zamanlı olarak çalışmaya başlamasından kısa bir süre sonra, Broadway yapımı Heaven and Earth’de rol aldı. Bu sayede deneyim kazanan ünlü aktör, Sam Shaperd’ın 1984 yapımı Fool For Love adlı filminde, televizyon dizisi Miami Vice’da ve bir Levi’s 501 Jeans reklam kampanyasında oynamasının ardından onu asıl ününe kavuşturan ABC kanalının Moonlighting (Mavi Ay) adlı televizyon dizisinde rol almaya başladı. 1985-1989 yılları arasında devam eden dizide, zeki ve sempatik dedektif David Addison Jr.’ı canlandıran Willis, bu rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında Golden Globes (Altın Küre) ve Emmy Ödülleri kazandı. 1988 yapımı Die Hard’da canlandırdığı John McClane karakteriyle hem film eleştirmenlerce beğenildi hem de gişedeki başarısı yapımcıların yüzünü güldürdü. Böylece Bruce Willis, Hollywood’un aranan aktörlerinden biri haline geldi. 1990’da Die Hard 2: Die Harder’da rol alan Willis, aynı yıl 1989 yapımı Look Who’s Talking adlı filmde küçük Mikey’yi seslendirerek dublaj yapmaktaki başarısını da kanıtlamış oldu. 1991 yılında senaryosunu kendisinin yazdığı Hudson Hawk adlı yapımda ve yine gişede başarıyı yakalayan The Last Boy Scout’ta oynadı. 1992 yapımı Death Becomes Her, 1994 yapımı Striking Distance gibi vasat filmlerle ününe gölge düşürmeye başlamışken, yine 1994 yapımı Quentin Tarantino’nun kült filmi Pulp Fiction’la mükemmel bir dönüş yapan Bruce Willis, başarısını aynı yıl içinde oynadığı Nobody’s Fool’la devam ettirdi. 1995 yılında Brad Pitt’le birlikte oynadığı Twelve Monkeys ve Die Hard with a Vengeance’deki performanslarının ardından, 1997 yapımı Luc Besson filmi The Fifth Element’te (Beşinci Element) Milla Jovovich ile başrolü paylaştı. 1998 yazında ise Armageddon filminde, dünyaya çarpmak üzere olan bir meteoru yok etmek için kendini feda eden bir babayı canlandırdı. Bir çocuk psikologunu oynadığı 1999 yapımı gerilim filmi The Sixth Sense’in (Altıncı His) gişedeki başarısıyla, kendini bir kez daha ispat eden Amerikalı aktör, Kurt Vonnegut’un aynı adlı romanından uyarlanan Breakfast of Champions’ta Nick Nolte ile birlikte rol aldı. 2000 yılında bir tren kazasından tek sağ kurtulan insan olan David Dunne karakteriyle, The Sixth Sense’i de yöneten M. Night Shyamalan filmi Unbreakable’da (Ölümsüz) Samuel L. Jackson’la birlikte rol alan Bruce Willis, ayrıca Hostage, Sin City, Die Hard 4.0 ve 16 Blocks gibi başarılı filmlerle izleyici karşısına çıktı. ![]() Matthew Perry ile girdiği bir bahsi kaybetmesi üzerine Friends adlı unutulmaz TV dizisinin bir bölümüne konuk olan Bruce Willis, gösterdiği performansla 2000 yılında en iyi konuk oyuncu dalında Emmy Ödülü kazandı. Oynadığı roller hakkında konuşmayı sevmeyen Bruce Willis, bu özelliğini bir röportajda şu sözleriyle açıkladı: “Thelonius Monk’un söylediği sözü seviyorum. ‘Müzik hakkında konuşmak, mimari hakkında dansetmek gibidir.’ Oyunculuk hakkında konuşmak konusunda işte tam böyle düşünüyorum.” Empire Dergisi'nin Tüm Zamanların En İyi 100 Film Yıldızı Listesi’nde 22. sırayı alan ve filmlerinde de görüldüğü gibi saatlerini her zaman kolunun iç tarafına gelecek şekilde takan Bruce Willis, 1987 yılında şarkıcılığı da denemiş ve listelerde beşinci sıraya kadar çıkan Respect Yourself adlı pop-blues albümünü yapmıştı. Demi Moore ile 21 Kasım 1987 tarihinden boşandıkları 18 Ekim 2000 tarihine kadar süren evliliği boyunca, sürekli gündemde kalan Bruce Willis’in, bu evliliğinden Rumer Glenn (1988 doğumlu), Scout LaRue (1991 doğumlu) ve Tallulah Belle (1994 doğumlu) isminde üç kızı var. Demi Moore şuan Bruce Willis’in yakın arkadaşı, genç oyuncu Ashton Kutcher ile evli ve Willis, çiftin nikahındaki davetlilerden biriydi. Bruce Willis model sevgilisi Maria Bravo ile birlikte genellikle Los Angeles’taki evinde ya da New York City’deki apartman dairesinde (Thump Tower’da) yaşıyor. | |
| KENDİM İÇİN EN İYİ OLANI YAPTIM HERŞEYİ OLDUĞU YERDE BIRAKTIM. | |
| | |
| | #9 |
| Brad Pitt ![]() İngiliz asıllı Amerikalı aktör, prodüktör. Hollywood�un en başarılı aktörlerinden biri olmasının yanı sıra, People dergisine ve birçok kaynağa göre yaşayan en seksi erkektir. Filmografisinde yer alan filmlerden bazıları Se7en, Fight Club, Meet Joe Black, Twelve Monkeys, Legends of the Fall, Snatch, Thelma & Louise, A River Runs Through It ve Babel�dir. Başarıları, aşkları ve filmleriyle milyonları peşinden sürükleyen bir 21. yüzyıl ikonu haline gelmiştir. Farklı türlerdeki rollerin hakkından büyük başarıyla gelen aktör, Angelina Jolie ile birlikte kimsesiz ve hasta çocuklara yardım için projeler geliştirmektedir. Çiftin danışmanı Trevor Neilson konuyla ilgili olarak Hello dergisine şu açıklamayı yapmıştır: �Bu yardım aktivitelerinin ve taraflı duruşlarının ruhunda yatan şey adalet duygusu ve savunmasız bu insanlara yardım edebilme arzusu. Tüm dünya etrafındaki bu adaletsizliğin üzerine ışık tutmaya çalışarak, dikkati bu yöne çekmek istiyorlar.� 18 Aralık 1963�te İngiliz kökenli üç çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olarak Oklahoma�da dünyaya geldi. Gerçek adı William Bradley Pitt�ti. Doğumundan hemen sonra Pitt ailesi Springfield�e taşındı. Çocukluğu erkek kardeşi Doug Pitt ve kız kardeşi Julie Neal Pitt�le birlikte Springfield �de geçen Brad, Kickapoo Lisesi�nde okumaya başladı. Sporla ve okulun öğrenci işleriyle yakından ilgileniyordu. Okul yıllarında arkadaşları ona Pittler lakabını takmışlardı. 1982 yılında yapılan bir organizasyonda en iyi giyinen erkek seçildi. Müzikle de yakından ilgilenen Pitt, Q Magazine dergisiyle yaptığı bir röportajda aldığı ilk albümün Elton John'un �Captain Fantastic� albümü olduğunu belirtecekti. Gazetecilik öğrenimi almak üzere Columbia�daki Missouri Üniversitesi�ne kaydoldu. Öğrencilik yıllarında erkek kolejlerindeki öğrencilerin sosyal aktiviteler için bir araya geldiği The Sigma Chi birliğine üyeydi. 1986 yılında mezun olması için yalnızca iki kredisi kalmışken şansını Hollywood�da denemek için okuldan ayrıldı. Missouri Üniversitesi�nde reklâmcılık eğitimi veren ve Brad Pitt�in de eski hocalarından biri olan bir profesöre göre, Pitt, adı The Men of Mizzou olan bağımsız bir takvim projesi için çalışıyordu. The Men of Mizzou, projenin sanat yönetmenliğini yapan ve tüm ilgisini bu çalışmaya yönelten Pitt�in okuldan mezun olmasını engellemişti. Kariyer seçimi etrafındakiler için sürpriz oldu. Çünkü okuldayken birkaç showda sahne almasına rağmen, bu işi profesyonel olarak ve tutkuyla yapmak istediğini kimse bilmiyordu. Sonunda, film yıldızı olmayı kafasına koyan genç Pitt, cebinde sadece 325 dolarla California�nın yolunu tuttu. Hollywood�a gittikten sonra Pitt�e altı yıl süreyle Roy London oyuncu koçluğu yaptı. Head Of The Class isimli sitcomda aldığı ufak rolle ilk ekran tecrübesini yaşayan Pitt, o dönem kısa süreliğine showun yıldızı Robin Givens�la birlikte oldu. Pitt ayrıca Growing Pains isimli dizinin iki bölümünde de konuk oyuncu olarak rol aldı. Uzun süre soap opera Another World�de Chris rolüyle izleyicinin karşısına çıktıktan sonra Our House isimli dizide sesini duyurdu. Dizinin diğer bölümünde oynaması için teklif aldıktan hemen sonra kendini birden bire Shalane McCall'in erkek arkadaşı Charles�ı canlandırdığı, Amerika�nın en popüler dizilerinden biri olan Dallas�ta buldu. O dönemde ayrıca prime time kuşağında yayınlanan Thirtysomething, 21 Jump Street ve Freddy's Nightmares gibi dizilerde de oynuyordu. 1987 yılında Andrew McCarthy, Robert Downey Jr.ve James Spader gibi ünlü oyuncularla birlikte Less Than Zero ve hemen ardından Charlie Sheen�le No Man's Land filmlerinde oynadıktan sonra, 1989�da, ilk ciddi beyaz perde deneyimi olan Cutting Glass filminde Dwight Ingalls rolünde izleyiciyle buluştu. Pitt, aynı yıl yine film yıldızı olan Jill Schoelen ile birlikteydi. Pitt�in beyaz perdedeki ilk başrolü 1988 yazında Yugoslavya�da çekilen Dark Side Of The Sun filmiyle oldu. Filmin çekimleri bitmiş olmasına rağmen savaşın başlaması nedeniyle, vizyona girmesi seneler sonra gerçekleşti. 1990 yılında TV filmi Too Young to Die?�da rol aldı. Filmde uyuşturucu bağımlısı Billy Canton�ı canlandıran Pitt, başrolleri paylaştığı Juliette Lewis�e aşık oldu ve üç yıl sürecek birliktelikleri başladı. ![]() Brad Pitt�in geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan filmi 1991 tarihli Thelma & Louise oldu. Ridley Scott�ın yönetmenliğini yaptığı film, Amerika�da büyük ilgi görmüştü. Başrollerini Susan Sarandon, Geena Davis, Harvey Keitel ve Michael Madsen�ın paylaştıkları yapım, Pitt�in filmografisi için oldukça önemliydi. Ayrıca filmde sadece 15 dakika görünmesine rağmen People Magazine dergisi tarafından "Dünyanın En Seksi Erkeği� seçilecekti. Ralph Bakshi�nin yönetmenliğini yaptığı 1992 tarihli Cool World filminden sonra Robert Redford�un yönetmenliğinde, Craig Sheffer�la başrolleri paylaştıkları ve en iyi sinematografi dalında oskarı kucaklayan A River Runs Through It (Bizi Ayıran Nehir) filminde rol aldı. Pitt, filmde birlikte çalıştıkları rol arkadaşı Buck Simmonds ile çok iyi anlaştı ve ikili ev tutup birlikte yaşamaya başladı. 1993 yılında başrollerini, uzun süredir birlikte olduğu Juliette Lewis�in yanı sıra daha sonraları TV dizisi X-Files�ta rol alacak olan David Duchovny ve Michelle Forbes gibi ünlü isimlerle paylaştığı, bir yol filmi olan Kalifornia için kamera karşısına geçti. 1994�te Anne Rice�ın aynı isimli romanından beyazperdeye aktarılan Interview With The Vampire(Vampirle Görüşme) filminde Louis de Pointe du Lac rolüyle beyazperdedeki önemli performanslarından birini daha gerçekleştirdi. Filmde 8. yüzyıldaki bir vampiri canlandıran Pitt, Tom Cruise, Christian Slater, Antonio Banderas ve o dönemde henüz onbir yaşında olan Kirsten Dunst�la başrolleri paylaştı ve film 2 dalda oskara aday olarak gösterildi. Aynı yıl usta oyuncu Anthony Hopkins�le birlikte, Aidan Quinn ve Julia Ormond gibi önemli oyuncularla kamera karşına geçtiği Legends of the Fall filmi geldi. Ciddi ve önemli projelerde oldukça önemli isimlerle birlikte çalışan Pitt için sinema eleştirmenleri oldukça olumlu yorumlarda bulunuyorlardı. 1995 Brad Pitt�in sinematografisi için yine oldukça verimli bir yıl oldu. Zira ünlü oyuncu, yetenekli yönetmen David Fincher�ın kamera arkasında olduğu, Morgan Freeman, Gwyneth Paltrow ve Kevin Spacey�den oluşan değerli bir oyuncu kadrosuyla birlikte Se7en filminde rol aldı. Yine 1995�te en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında oskara aday olarak gösterildiği ve yönetmenliğini Terry Gilliam�ın yaptığı Twelve Monkeys filminde Bruce Willis�le başrolleri paylaştı. 1996 yılında Kevin Bacon, Robert De Niro ve Dustin Hoffman gibi usta oyuncularla birlikte Minnie Driver�ı en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında ALFS Award�ın sahibi yapacak olan Sleepers filminde rol aldı. Aynı yılın kasım ayında oyuncu Gwyneth Paltrow�la nişanlandı. Çocukluğunun geçtiği Spriengfield kentinde Discovery Center�ın eğitim merkezi kurması için 100 bin dolar bağışta bulundu. 1997�de canlandırdığı rol yüzünden Çin'e girmesinin yasaklanacağı Seven Years in Tibet filmini çeken Brad Pitt daha sonraları Times dergisine vereceği röportajda konuyla ilgili olarak şunları söyleyecekti: Ne hakkında konuştuğunuzu bilmeden konuşmamalısınız. Bu yüzden röportajlarda rahatsız oluyorum. Bana Çin'in Tibet hakkında nasıl bir politika izlemesi gerektiğini soruyorlar. Benim ne düşündüğüm kimin umurunda! Ben kahrolası bir aktörüm. Filmlerle sizi eğlendirmeye çalışan makyaj yapmış yetişkin bir adamım. Filmde Avusturyalı ge |